Bloom Control Ön İncelemesi — Bir Boşta Bekleme Oyunu ile Atari Nişancı Oyunu Birleşirse Ne Olur?
Artımlı ilerlemeye dayalı oyunlar genellikle oyuncudan pek bir şey istemez: oyunu başlat, biraz tıkla (ya da yalnızca bekle), kaynakları topla, istatistiklerini geliştir ve kazanana kadar tekrarla. Bağımsız stüdyo Element Games farklı bir yol izlemeye karar vermiş: aşamalı ilerlemenin tanıdık formülünü koruyup içine bir atari nişancı oyununun unsurlarını katmış. Ortaya, sürekli büyüyen sayılara güvenmenin yetmediği; isabetli nişan almayı ve öncelik belirlemeyi öğrenmeniz gereken Bloom Control çıkmış.
Ücretsiz bir demo Steam’de şimdiden oynanabiliyor, tam sürümün çıkışıysa 2027 için planlanıyor. Bu sıra dışı birleşimin, ilerleme ve bitmek bilmeyen geliştirmelerden hoşlananlara yönelik bir başka deneyden fazlasına dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek istedim.
Oynama süresi: 3 saat.
Yapay Zekâ ve Bloom
Oyunun çıkış noktası bilim kurgu korkusunu andırıyor. Uzak uzay istasyonlarından gizemli bir biyokütle olan Bloom’un yayılmasıyla ilgili tuhaf bir sorun bildiriliyor. Bloom, istasyonların altyapısını hızla ele geçiriyor ve alışıldık karşı önlemler artık işe yaramıyor.
Oyuncu, otonom bir gemideki yapay zekânın kontrolünü devralıyor. Görevi, istila edilmiş tesislerin savunma sistemlerine bağlanıp sinyal iletim penceresi kapanmadan önce Bloom’u yok etmek. Demoda aksiyonun çoğu Starbase 144 uzay istasyonunda geçiyor; geliştiriciler tam sürümde oyuncuları istila altındaki başka bölgelere de göndermeyi vadediyor.
Yine de boşta bekleme oyunlarında asıl önemli olan hikâye değil, oynanış. Bloom Control ise bu konuda türün müdavimlerini bile şaşırtacak şeyler sunuyor.
Edilgen Seyirciden Savunma Sistemi Operatörüne
Bloom Control’e tipik bir boşta bekleme oyunu demek zor. Süreçte gerçekten aktif rol almanız gerekiyor; gerçi bu rol oldukça basit görünüyor.
Her görev zamana karşı bir yarış. Bloom bölgeye yayılmayı sürdürüyor; oyuncunun da hedef alıp mevcut savunma silahlarıyla büyümeleri hızla yok etmesi gerekiyor. Kamera sabit ve oyun bir atari nişan alma kabinini andırıyor: imleci hedefler arasında gezdiriyor, en tehlikelileri seçiyor ve istilanın kontrolden çıkmadığından emin oluyorsunuz. Üstelik görev, geliştirme ve yeniden göreve çıkma döngüsü çok kısa sürdüğü için oynanış kısa sürede bir dopamin döngüsüne dönüşüyor.
İlk görev basit görünüyor: biyokütle büyümeleri henüz sabit, dolayısıyla oyuncunun başlıca “düşmanı” işleyen sayaç. Ancak ilerledikçe oyun formülü belirgin biçimde değişiyor; Bloom’un farklı türleri daha saldırgan hâle geliyor, bir yerden başka bir yere hareket edip yayılabiliyor. Başarı için ekranda olup bitene ayak uydurmanız ve verimliliğinizi anında artırmanız gerekiyor.

Tepki hızı, Bloom Control’ü türdeki oyunların çoğundan ayıran temel unsur. Başka bir istatistiğin birkaç puan artmasını sakince bekleme seçeneği yok. Bölge patronları da ayrı bir sürpriz: bunlar, canı daha yüksek ve kendilerine özgü davranış kalıpları bulunan özel istila türleri. Onları alt etmek için bu kalıbı “çözmeniz” ve oyun tarzınızı ona göre ayarlamanız gerekiyor.
Sonsuz Sayılardan Fazlası
Formülün bir diğer önemli parçası da aşamalı ilerleme. Burada keşfedilecek çok daha az yenilik var, ama sistemin kendine has incelikleri bulunuyor.
Büyümeleri vurarak yok ettiğinizde geliştirmelerde kullanılan çeşitli özel parçalar kazanıyorsunuz. Görevi tamamladıktan ya da başarısız olduktan sonra dallanan bir yetenek ağacının bulunduğu ayrı ekrana geçip savaş gücünüzü artırabiliyorsunuz.
Demoda ilerleme sistemi Codon ve Exoprogram’lara dayanıyor: ilki istatistiklerinizi artırırken ikincisi kullanabileceğiniz yetenekleri genişletiyor. Tam sürümde Modules ve Specialization Profiles ekleneceği de vadediliyor; ancak bunların nasıl işleyeceğine dair henüz somut bir bilgi yok.

Bloom Control ritim mekaniklerini de deniyor: belirli araçları (örneğin küçük bir alana isabet eden misket bombasını) arka plan müziğinin ritmine uygun kullandığınızda hasarları ve etki alanları belirgin biçimde artıyor. Demoda bu tür unsurlardan pek az bulunduğu için kesin bir yargıya varmak için henüz erken.
Yeni Yetenekler, Yeni Taktikler
İlerledikçe oyun tarzınızın değişmesi de dikkat çekici. Örneğin taretin patlama yarıçapını artırdıktan sonra tek tek büyümeleri değil, aralarındaki boşluğu hedef almaya başlıyorsunuz; böylece tek bir atış aynı anda birden fazla biyokütle parçasına isabet ediyor. Çevreyi, özellikle de patlayıcı varilleri kullanmak da taktiklere yeni bir katman ekliyor.
Prestij mekaniğinin bir benzeri de bulunuyor: yeni güçlendirmeler kazanmak için biriktirdiğiniz ilerlemeyi sıfırlıyorsunuz. Demoda sistem şöyle işliyor: sıfırlama sonrasında kazandığınız para birimi, yetenek ağacındaki her yeteneği yüzde bazında güçlendirmenizi sağlıyor. Ancak geliştiriciler çıkışta sistemi değiştirmeyi vadediyor; yeni sürümde kalıcı istatistik artışları sağlaması bekleniyor.
Görevleri tamamladıkça daha yüksek zorluk seviyelerinin kilidi açılıyor. Adlarındaki sayı ne kadar yüksekse bölgelerde o kadar fazla istila ortaya çıkıyor ve doğru geliştirmeler olmadan bunlarla baş etmek de zorlaşıyor.

Oyunun temel ikilemi (ve muhtemelen gelecekte baş ağrıtabilecek nokta), iki tür arasındaki denge. Aksiyon fazla basit olursa oyun, gösterişli bir kılıfa sarılmış sıradan bir artımlı oyuna dönüşüyor. Aktif mekanikler fazla yoğun olursa da aşamalı ilerlemenin cazibesini ve sürekli büyümenin rahatlatıcı hissini kaybediyorsunuz. Şimdilik Element Games’in projesi ikisinin ortasında bir yerde duruyor; demoyu ilginç kılan da tam olarak bu.
Artımlı oyunlarda sizin için daha önemli olan nedir?
***
Şu an Bloom Control’ü tam teşekküllü bir oyun olarak değerlendirmek zor: elimizde temel oynanış döngüsünü tanıtmak üzere hazırlanmış küçük bir demo var. Geliştiricilerin tam sürümde eklemeyi vadettiği sistemlerin çoğu henüz oyunda bulunmuyor.
Ama en önemli şey şimdiden yerli yerinde: net bir hedef, hızlı tempolu bir oynanış, sürekli büyüyen bir tehdit ve oldukça keyifli bir ilerleme hissi var. Bloom Control, boş boş beklemek yerine bir sonraki tehdidi daha verimli biçimde nasıl yok edeceğinizi durmadan düşündüğünüz bir tür “artımlı atari nişan alma oyunu” gibi.
Şimdilik ilginç bir deneyden ibaret. Ancak Element Games geliştirme temposunu korumayı, yeterli çeşitlilik eklemeyi ve oyunun son bölümlerinin aynı döngünün mekanik bir tekrarına dönüşmesini engellemeyi başarırsa Bloom Control, türün en sıra dışı örneklerinden biri olabilir.



